Kurumsal Üye Girişi
Kullanıcı Kodu
Kullanıcı adı
Şifre
 
Yeni üye kayıt
 
 Haber - Duyuru
Yeni Çıkanlar - Yeni Baskılar
Makro ve Mikro Ekonominin ABC'si
Prof. Dr. İlker PARASIZ
1. Baskı
Bugünkü MAKRO EKONOMİ
Prof. Dr. İlker PARASIZ
Prof. Dr. Nazım EKREN
1. Baskı
KÜRESELLEŞEN DÜNYADA DEĞİŞİMİN FARKLI YÜZLERİ
Disiplinler Arası Bir Yaklaşım
Editörler
Doç. Dr. Neslihan SAM
Doç. Dr. Rıza SAM
3. Baskı
VETERİNER ANATOMİ
Hareket Sistemi & İç Organlar
Prof. Dr. Ali BAHADIR
Prof. Dr. Hüseyin YILDIZ
5. Baskı
Modern BANKACILIK
Teori ve Uygulama
Prof. Dr. İlker PARASIZ
3. Baskı
40 Yaş
KIZIMA MEKTUPLAR
Opt. Dr. Ceyhun İRGİL
3. Baskı
Sosyal Bilimlerde SPSS ile Veri Analizi
Prof. Dr. Nuran BAYRAM
3. Baskı
Finansal Krumlar ve Piyasalar
Prof. Dr. İlker PARASIZ
2. Baskı
Sosyal Politikanın Temelleri
Prof. Dr. Sami GÜVEN
5. Baskı
Makro Ekonomi
Prof. Dr. İlker PARASIZ
10. Baskı
Maliye Tarihi
Prof. Dr. Filiz GİRAY
4. Baskı
Dayanıklı Tüketim Malları Ekonomisi
Prof. Dr. İlker PARASIZ
1. Baskı
ÖRNEKLEME
Prof. Dr. Özer SERPER
Prof. Dr. Mustafa AYTAÇ
Prof. Dr. Nuran BAYRAM
3. Baskı
Geleceğe Işık Tutan Eğitimci İbrahim Alaaddin Gövsa
Yrd. Doç. Dr. Kelime ERDAL
1. Baskı
ULUSLARARASI İKTİSAT
ve Yeni Yönelimler
Prof. Dr. İlker PARASIZ
Prof. Dr. Nazım EKREN
1. Baskı
MİKRO EKONOMİ
Rekabet Ekonomisi İçerikli Yaklaşım
Prof. Dr. İlker PARASIZ
Prof. Dr. Nazım EKREN
1. Baskı
İKTİSAT
Prof. Dr. İlker PARASIZ
Prof. Dr. Nazım EKREN
Prof. Dr. Yusuf TUNA
1. Baskı

Online : 1  
Toplam Ziyaret : 3267889

 
 Ürün Detay | Geri dönmek için tıklayınız


Okulöncesi Müzik Etkinlikleri Eğitimi
Erdem GEDİKLİ
Liste Fiyatı:0,00 ? İndirimli Fiyatı:
ISBN:975-8606-63-4 |  19,5x26 | 1. Hamur | 194 Sayfa | 1. Baskı | 2007

.
Yazar şöyle diyor;

"Dünyanın taş yüreklilerini, asık suratlılarını yumuşatan yegâne varlık olan çocuklar, insanlığın pür yalın ve en doğal varlıklarıdır. Sorgulama tekniklerinin doğallığı ile dünyayı ve insanı tanıdıkça insanlaşan, toplumsallaşan çocuk bireyselleştikçe sorgulamanın ayıpsanacağı bir ortamla karşılaşınca her şeyi içine atıyor. Anlatılan masallar, söylenilen ninniler, tekerlemeler, soyuttan somuta dönüştükçe Cengiz Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” Kitabındaki şu satırlar geliyor aklıma: “Küçük çocuklar büyüklerin her şeyi çok iyi bildiklerini, çok akıllı ve her zaman da haklı olduklarını sanırlar. Ama biraz büyüyünce bunun pek doğru olmadığını anlarlar. Onları terbiye edenlerin, yani biz ana babaların bazen ne kadar gülünç, acınacak halde olduğunu görürler. Zaman çarkı dönüş hızını artırıyor. Bununla birlikte, kendi kuşağımız için son sözü yine kendimiz söylemeliyiz. Atalarımız bu maksatla bazı efsaneler, masallar söylemiş ve kendilerinden sonraki kuşaklara ne kadar büyük insanlar olduklarını anlatmak, kanıtlamak istemişlerdir. Biz de bugün atalarımız hakkındaki yargımızı bu efsanelere bakarak veriyoruz…” (Cengiz Aytmatov: Gün Olur Asra Bedel. Sayfa: 188 Çev: Refik Özdek. Ötüken Yayınları.)
 
Doğanın küçükleri her zaman sevimlilikleri ile gönlümüze taht kurarlar. Onları görünce tebessüm etmeden duramayız biz insanlar. Bütün dertler, sıkıntılar anlıkta olsa yok oluverir bir an. Çünkü çocuğun yarın kaygısının olmadığını bildiğimiz için biz de yarını düşünecek hal kalmayıverir. Zengin fakir, mutlu mutsuz ortamlarda olduklarının önemi yok çocukların. Varsılından yoksuluna, beyazından karasına, sarısından kızılına beşeriyetin en ortak kültürleridir çocukluk. Büyüdükçe Ozanın söylediği gibi “yaşama ağrısı” baskınlaştıkça içsel sorgulamaların ve hayıflanmaların fırtınasında savurur kendini.
           
Dünyanın en güzel sesi olan annelerin ninnileri ile büyüyen çocuklar, ebeveynlerin anlattıklarıyla, oynattıklarıyla yaşamı ve geleceğini rolleştirir. Dünyanın en güzel oyuncusu ve tiyatrocusudurlar çocuklar. Tirat ezberleme gibi bir zorunlulukları yoktur. Sanatsal da hiçbir kaygıları yoktur. Yapay bir yaşamın gerçek sanatçılarıdırlar onlar. Sesleri güzel, yüzleri güzel yürekleri ve beyinleri güzel olan çocuklarımıza yarınlar için neler bırakıyoruz düşüncesinden alamıyorum kendimi. Yoksa bu bir döngü mü? Hiç anlamıyorum savaşları, katliamları, farklılıklardan çıkarlardan dolayı birbirimize olan kan akıtmaları ve gözyaşlarını. Biz büyükler kin ve nefretlerimizi yok etmedikçe çocuklarımıza da bunu veremedikçe ne yazık ki bunu yok edemeyeceğiz. Oysa çocuk doğup çocuk ölüyoruz. Ne var bu “baliğ” olduğumuz dönemde bir türlü anlayamıyorum. Sosyologlar, antropologlar bu döneme ilişkin nicel birikimlerini aktara dursun hümanist düşüncelerim emperyalizme ve vahşi kapitalizme olan içlenimime şu yanıtı veriyor. —Karnı tok sırtı pek olmak— gerekiyor. Güçlü isen doğada varsın, acz içinde isen, güçsüzsen sömürülmeye ve zamanla yok olmaya mahkûmsun.

Karnı tok, sırtı pek olmak, güçlü olmak için de toplumların önce karnının doyması ve iyi eğitime gereksinim duyması zorunluluğundan kendimi alamıyorum. Bunu sağlayacak yetişkinlerin, yönetenlerin ve eğitimi programlayanların önce toplumunu düşünmesi gerekir. Dolayısıyla da özlenilen toplumun olanak ve ortamlarını yaratmaları gerekir. Coğrafik, iklimsel, dilsel, dinsel, renksel, ırksal tüm farklılıklar ayrışımın değil ortak insansal kültürün bir nimeti olarak algılanmalı, dünyanın nimetlerinin hakça paylaşımının bireşiminin eğitimi verilmeli eğitilene.

Bu kitap, okul öncesi çağı çocuklarımızın müziksel etkinliklerine bir kaynak olsun diye hazırlandı eğitime emek verenler uygulasın, yararlansın diye. Okulöncesi ve sınıf öğretmenliği maden işçiliğinden sonra dünyanın en ağır işçiliğini içerir diye düşünüyorum hep. İnsan yetiştirmek çok zor bir iştir. O’nu topluma insan olarak katmanın zorluğunu sadece ana baba bilmez. Öğretmen bakıcı değildir, öğretmen çocuğun okul sürecinde etkilendiği model aldığı yegâne insanlardan biridir. Bu eğitim sadece okulda da gerçekleşmez. Ana babanın da çocuğunun tüm eğitimsel sürecinde öğretmenle, okulla iletişim içinde olması gerekir. Bizim toplumumuzda ne yazık ki ilkokuldan sonra ebeveynler okul ve öğretmen iletişimine pek önem vermezler. Oysa bu süreç daha da zorunluluk taşımaktadır iletişimin gerekliliği, çocuğunun akademik ve insansal gelişimi için. Öğretmenliğin iki unsurunu çok önemsiyorum. Sabır ve tekrar. Bu unsurlara göğüs geren meslektaşlar edindikleri, edinecekleri bilgi birikim beceri ve tutumları inatla ve sürekli hale getirdiklerinde mutlu bir gelecek yaratmanın da erincini yaşayacaklardır. Tabi ki kendilerini yenileyebilme koşulunu da unutmadan. Bilgiye ve belgeye erişimin kolaylaştığı günümüz sanal teknolojik ortamları her şeye karşın –öğretmensiz- bir eğitim-öğretimi olası kılmıyor kılmayacak da. Önce insan sonra da bilgi toplumunun uygar bir insanı ola-bilme erdemi kıl­gı­la­ya­ca­ğı­mız etkinliklerin yaşamla örtüşmesine bağlıdır. Okulda öğrenilenle yaşamın pratiği arasındaki örtüşmeler çoğaldığında eğitimin başarıya ulaşımı adına olumlu gelişmeler var demekten kendimi alıkoyamıyorum. Nasıl ki çocuk aile kavramını oynadığı evcilik oyunuyla farkında olmadan oynayarak öğreniyorsa, etkinliklerimizde oyunlardan yararlanmanın yaşamı öğrenip kolaylaştırabilme adına da büyük katkısı olacaktır.

Kitap içinde olmayan oyunları, müzikleri de kullanarak insan yetiştirmenin erdemini yaşatabilirsiniz. Eksiklik duyduğunuz konularda gerek e-posta gerek farklı yollarla iletişim için dönüt vermeniz hem benim eksikliklerimi gidermem adına ve öğrenmem adına yapacağınız katkı için şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum. Bu kitabı kullanan kullanmayan tüm öğretmenlerime kolaylıklar ve sabırlar diliyorum. Çocukları sevdiğim gibi sizleri de seviyorum."

 
 
EZGİ KİTABEVİ YAYINLARI
Altıparmak Cd. Burç Pasajı No:35-36 BURSA Tel : (224) 220 96 97 Faks: (224) 223 24 70