Kurumsal Üye Girişi
Kullanıcı Kodu
Kullanıcı adı
Şifre
 
Yeni üye kayıt
 
 Haber - Duyuru
Yeni Çıkanlar - Yeni Baskılar
Makro ve Mikro Ekonominin ABC'si
Prof. Dr. İlker PARASIZ
1. Baskı
Bugünkü MAKRO EKONOMİ
Prof. Dr. İlker PARASIZ
Prof. Dr. Nazım EKREN
1. Baskı
KÜRESELLEŞEN DÜNYADA DEĞİŞİMİN FARKLI YÜZLERİ
Disiplinler Arası Bir Yaklaşım
Editörler
Doç. Dr. Neslihan SAM
Doç. Dr. Rıza SAM
3. Baskı
VETERİNER ANATOMİ
Hareket Sistemi & İç Organlar
Prof. Dr. Ali BAHADIR
Prof. Dr. Hüseyin YILDIZ
5. Baskı
Modern BANKACILIK
Teori ve Uygulama
Prof. Dr. İlker PARASIZ
3. Baskı
40 Yaş
KIZIMA MEKTUPLAR
Opt. Dr. Ceyhun İRGİL
3. Baskı
Sosyal Bilimlerde SPSS ile Veri Analizi
Prof. Dr. Nuran BAYRAM
3. Baskı
Finansal Krumlar ve Piyasalar
Prof. Dr. İlker PARASIZ
2. Baskı
Sosyal Politikanın Temelleri
Prof. Dr. Sami GÜVEN
5. Baskı
Makro Ekonomi
Prof. Dr. İlker PARASIZ
10. Baskı
Maliye Tarihi
Prof. Dr. Filiz GİRAY
4. Baskı
Dayanıklı Tüketim Malları Ekonomisi
Prof. Dr. İlker PARASIZ
1. Baskı
ÖRNEKLEME
Prof. Dr. Özer SERPER
Prof. Dr. Mustafa AYTAÇ
Prof. Dr. Nuran BAYRAM
3. Baskı
Geleceğe Işık Tutan Eğitimci İbrahim Alaaddin Gövsa
Yrd. Doç. Dr. Kelime ERDAL
1. Baskı
ULUSLARARASI İKTİSAT
ve Yeni Yönelimler
Prof. Dr. İlker PARASIZ
Prof. Dr. Nazım EKREN
1. Baskı
MİKRO EKONOMİ
Rekabet Ekonomisi İçerikli Yaklaşım
Prof. Dr. İlker PARASIZ
Prof. Dr. Nazım EKREN
1. Baskı
İKTİSAT
Prof. Dr. İlker PARASIZ
Prof. Dr. Nazım EKREN
Prof. Dr. Yusuf TUNA
1. Baskı

Online : 9  
Toplam Ziyaret : 3135563

 
 Ürün Detay | Geri dönmek için tıklayınız


Siyasal İletişim Etiği
Yrd. Doç. Dr. Erkan ŞENŞEKERCİ
Yrd. Doç. Dr. İlker ÖZDEMİR
Liste Fiyatı:15,00 ? İndirimli Fiyatı:
ISBN:9786054484362 |  13,5x19,5 | 3. Hamur | 150 Sayfa | 1. Baskı | 2016

2000’li yıllara büyük umutlarla girmiştik. Bu yeni çağın bir insan hakları çağı olacağını düşünüyor ve tüm insanların kendi özgün renkleri ile içinde yaşadıkları topluma ve hatta dünyaya eşitçe ve özgürce katıldıkları bir dünyayı düşlüyorduk. Bu İnsan Hakları Çağı’nda insanların kendi haklarının peşinde olduğu kadar başkalarının hak ve özgürlüklerini de gözeten bir bilinç ve duyarlılığa sahip olacağını umut ediyorduk. Ancak bu düş fazla uzun sürmedi. 2010’lı yıllarla birlikte içinde yaşadığımız coğrafyada çatışmaların şiddetlendiği ve başta yaşam hakkı ile birlikte en temel insan haklarının çiğnendiği, barış içinde bir arada yaşama yerine ayırımcı ve nefrete dayalı bir dilin yaygınlaştığı yeni bir evreye girdik. Bu post-terörizm çağında umutlarımız tükenmeye, ütopyalarımız silikleşmeye, korku ve kaygılarımız ise giderek artmaya başladı. İnsan kimliğinin ayrılmaz bir parçası olan söz söyleme ve eyleme haklarının dünyevi olmayan gerekçelerle daraltılmaya çalışıldığı ve buna karşı bir politik çözüm üretemeyen ciddi bir “akıl tutulması” yaşadığımız bir dönemin içinden geçiyoruz. Bu dönemde politikayı gücü ele geçirmek ve ele geçirdiği bu gücü korumak ve güçlendirmek olarak okuyanların iktidar gücünü ele geçirmek için oyunu kuralına göre oynamak ilkesini benimsemiş oldukları görülmektedir.

Bu çerçevede ilkeler, hukuk ve düşünceler bütünüyle bir kenara itilirken, gücü ele geçirmek ya da sahip olduğu gücü elinden kaçırmamak için yapılan ve bilgiyi çarpıtarak, kendi çıkarını genelin çıkarı gibi göstermeye çalışarak sunmaya çalışan her türlü söylem meşru görülmeye başlandı. Reel politikanın “rule of the game” (oyunun kuralı) prensibine göre işleyen ve yapılan işlemin hukuka uygun olup olmadığını bir teferruat haline getiren bu mücadele toplumun derin bir etik kriz içinde olduğunu da göstermektedir. “Oyunun kuralı” veya stratejik düşünme biçimine yaslanan ve sadece kazanmak için mücadele eksenine oturarak etik duyarlılıktan giderek yoksunlaşan bu “siyaset” anlayışına karşı yeni bir politik dil ile güçlü bir biçimde itiraz edilmelidir. Üzerimize giydirilmeye çalışılan elbisenin farklı yaşam tercihlerine sahip olan bu topluma dar geldiği açıktır. Toplumun ihtiyacı, muhterislerin iktidarı elde etmek için yap­­tığı itiş kakışın “siyaset” ya da siyasal iletişim olarak adlandırıldığı, alkışlayarak veya küfrederek seyircisi olduğumuz bu iktidar oyunlarını terk etmeden karşılanamaz. Çünkü bu oyun “fair play”, yani dürüst ve adil bir oyun değildir. Politikanın dürüst ve adil bir oyun haline dönüşebilmesinin yolu ise oyunu ku­ralına göre oynamaktan değil, birlikte, el ele vererek oyunun kurallarını değiştirmekten geçmektedir. Bu etik krizden esenliğe çıkabilmek için yapılması gereken, hepimizin oyunun temel kuralları, yani temel hak ve hürriyetler konusunda sürdürülebilir bir uzlaşmaya vararak, hiçbir yurttaşımızı ötekileştirmeden, her­ke­sin hak ve hukukunun teminat altına alındığı, evrensel hukuk ve insan hakları temelinde birey ve grup haklarına karşı hassas yeni bir toplumsal sözleşme oluşturmaktan geçmektedir. Bunun, stratejik akıl ve stratejik derinlik yerine başka türden (iletişimsel) bir akıl ve derinlik, başkalarının acısı ile de acılanabilen başka türden bir duyarlılık ve bilinç düzeyini, kısaca yeni bir dili ve yeni bir politik perspektifi gerekli kıldığını ise tekrarlamaya bile gerek yok. Bunu gerçekleştiremez isek, 1930’lı yıllarda kendini Boğaz’ın serin sularına bırakarak hayata veda eden bir memurun güvertede şapkasının üzerine bıraktığı notta yazdığı gibi, “geçmişte yoktu, bugünde yok, yarın da olmayacak” bu ülkede ne özgürlük, ne eşitlik, ne adalet, ne de kardeşlik.

Bu türden anlarda Sertab Erener’in billur sesiyle seslendirdiği “hadi yüreğim ha gayret/ hele sıkı dur hele sabret/ başını eğme dik tut/ bu bir rüyaydı farzet” rüya şarkısı eşliğinde bu yaşananların geçici olduğu, dolayısıyla bu kötü rüyanın en kısa zamanda sona ereceği ve yeniden güzel düşler görmeye ve bu düşleri gerçek kılmak için çalışmaya başlayacağımızı düşünerek direnmeye çalışıyoruz. Öte yandan ise mevcut politik ve kültürel iklim gelecek için umutlu olmamızı sağlayacak bahar esintilerine henüz sahip değil. Çünkü yaşanan krizler politik ve ekonomik krizlerin ötesinde aslında etik birer kriz ve bunun sorumlusu sadece yöneticiler değil, bu toplumda yaşayan herkes. Lacan, “kelimelere ancak istenilen bir şey yok olduğunda ihtiyaç duyulur” demişti. Bizim politika, iletişim ve etik kelimelerine duyduğumuz ihtiyacın artması ve bu konuda düşünme çabası da bunların azalması ve yok olması ile doğrudan ilgili bir durum olsa gerek. Bu kitabın yazılması da etik ilkelere olan ihtiyacın politik alan başta olmak üzere, yaşamın her alanında yaşamsal önemde bir ihtiyaç haline gelmesinin bir sonucudur.

Bu kitabın yazarı özgeçmişinden de anlaşılacağı üzere, siyaset bilimi ve iletişim alanlarında uzmanlaşan ve siyaset bilimi, siyasal düşünceler ve siyasal iletişim konularında ders veren bir bilim insanıdır. Ancak yazdıklarını bir uzman görüşü olarak değil, ülkesinin ve dünyanın geleceği için kaygılanan ve aydınlan­manın özgürlük, eşitlik, kardeşlik ve adalet eksenli geniş ufuklu tahayyülünün yeniden canlandırılması için mücadele e­dil­mesi gerektiğini düşünen ve bu mücadele içinde kendine bir yer arayan sıradan bir insanın, bir yurttaşın, bir kalender çelebinin yaz­mış olduğu satırlar olarak okumak, bu çalışmanın ortaya koymak için çaba gösterdiği şeyleri anlamak açısından özel bir ö­nem taşımaktadır.

ÖNSÖZ'den

 
 
EZGİ KİTABEVİ YAYINLARI
Altıparmak Cd. Burç Pasajı No:35-36 BURSA Tel : (224) 220 96 97 Faks: (224) 223 24 70